Hamilelikte Güzellik Önerileri

Hamilelikte kadınlar bir o kadar hassas olur ki hem hamile olmanın etkisi hem de vücuttaki değişimler ile birlikte bir çok kişi kendini kötü hissedebilir. İşte sizlere hamilelik döneminde nasıl bakım yapmanız gerektiği ve güzellik önerilerini sizlere özel sunuyoruz.

Hamilelik ve doğum için en önemli noktalardan bir tanesi ise C vitaminidir. C vitamini sizin sağlıklı bir hamilelik geçirmenize yardımcı olacağı gibi ayrıca güzellik için C vitamini olmazsa olmazdır. C vitamini içerisinde barınan antioksidanlar ile birlikte güzelleşmeniz ve vücudunuzun kırışması gibi bir çok olayı koruyup vücudunuzu daha şekilli tutacaktır.

Diğer önemli bir konu ise hamilelik döneminde tüylenme problemi bazen can çıkabilir. Bu durumdan dolayı tüy dökücü ve epilasyonlar ile yapılmaması önerilmemektedir. Çünkü bu durum doğum için sakıncalı olabilmektedir. Bunun yerine bu dönemde daha sağlıklı bir doğum için özellik jilet kullanılması tavsiye edilmektedir. Ayrıca uzmanlar tarafından ise hamilelik dönemi ve öncesinde lazerler epilasyon işlemlerinin bir süre durdurulması gerekmektedir.

Hamilelik döneminde saç bakımı ve akne tedavisi ise çok önemlidir. Özellikle akne tedavisi ile bazen hamileler çok fazla karşılaşılmaktadır. Bunu önlemek için özellikle yağsız temizleyici ve nemlendiriciler ile birlikte doğal çay ürünleri kullanma önerilmektedir. Saç bakımı konusunda hamilelik döneminde özellikle saç boyası işleminde kaçırılması gerekmektedir. İçerisinde yer alan bir maddeden dolayı özellikle hamilelik döneminde bayanlar için oldukça zararlı olmaktadır.

Gün boyu nasıl güzel kokulur?

Parfüm baskı yapmak için en popüler yerlerden biri bileğiniz olsa da, buraya uygulamaktan kaçınmalısınız. Eğer ellerinizle temas ederse, alkol bazlı parfümler cildinizi kurutabilir, çatlamaya ve hatta kanamaya niçin olabilir.

Koltuk altınıza sıkmayın

Koltuk altlarındaki ter bezleri parfümle reaksiyona girerek yanma duygusal ve kaşıntıya neden olabilir. Bu yüzden o bölgeye sakın parfüm sıkmayın.

Bikini bölgesi etrafına sıkmayın

Parfümünüzü, bikini bölgenizin çevresinde kullanırsanız, cildiniz kurumasına niçin olacaktır. Bunun dışındabu bölgeler kolayca tahriş olabilir. Bu da kaşıntı ve iltihaplanma ile sonuçlanır.

Göz çevrenize sıkmayın

Göz çevrenize parfüm sıkmaktan uzakta durun. Alkol ve etil bazlı parfümler, epeyce hassas noktalarla temas ettiğinde ciddi zarar verebilir.

Dizlerin arkası

Parfümün daimi olmasını istiyorsanız dizlerinizin arkadaki tarafına sıkabilirsiniz. Bu birincil ilk olarak şaşırtıcı gelebilir ama sıkacağınız bölge tam da darbe noktası olacaktır. Daha iyi netice için duştan sonra o bölgeyi nemlendirin ve parfüm sıkın.

İç uylukların arası

Özel bölgelerin etrafına parfüm sıkmak birazcık güvenli olmayan olsa da, iç uylukların arasına dikkatli şekilde parfüm sıkabilirsiniz. Bu sayede oradaki ısı kokuyu artıracak ve tüm gün kalıcı olmasını sağlayacak. Keza birine sarıldığınız vakit kokunuz karşısında tarafta kalmayacak.

Dekolte bölgesi

Daha hafif ve ince bir koku oluşmasını istiyorsanız parfümü dekolte bölgesine sıkabilirsiniz. Çok enerjik bir devamlılık olmasa da bütün gün sizi yöneticilik edecektir.

Karın bölgesi

Karın bölgenizi gösterecek kıyafetler tercih ediyorsanız, oraya parfüm sıkarak tüm gün kalıcılığını artırabilirsiniz. Bu sayede karşısında konulmaz bir koku bırakacaktır.

Kollajen cilt bakımını nasıl etkiliyor?

Kolajen takviye ürünlerinin uyumlu alınması cildin kalitesini yükseltiyor. Ancak ürünün mutlaka bir dermatolog tarafından önerilmesi gerekiyor.

Yıllar içinde yaşlanmayla birlikte güneş ışınlarına da maruz kalan cildimizin kolajen yapısı bozulur ve miktarı azalır. Kolajen yardım ürünlerinin düzenli bir şekilde 3 ila 6 ay baştan başa kullanımı deride yeni kolajen oluşumunu arttırıyor ve deri yaşlanmasını baskılıyor.

Dolgu maddesi olarak deri içine enjeksiyon şeklinde kullanılan kolajen ürünlerinin aksine, ağızdan alınan kolajen takviye ürünleri derinin bir bölgesi yerine yaygın olarak bütün deride etkisini göstermekte ve cilt kalitesini artırmaktadır. Bu olumlu etkileri destekleyen fazla sayıda bilimsel egzersiz vardır.

Destek ürünlerinin kullanımına başlanmadan önce hekime danışılmalı

Kolajenlerin vücudun bono dokusunu oluşturan asıl proteinlerdir.

Tüm karoser proteinlerinin yüzde 30’unu yaratıcı kolajen, cilt dokusunun su dışında kalan miktarının da yüzde 70’ini oluşturuyor. Kolajen yardım ürünleri sindirim sisteminde emilimi makul kılmak için kolajeni tamamen kapsamak yerine, onun inşa taşları olan aminoasit gruplarını içeriyor.

Bu şekilde emilimi kolaylaşan kolajen inşa taşları kana karıştıktan sonra ilgili dokulara alınarak oralarda yeniden kolajenin oluşturulmasını sağlıyor. Kolajen destek ürünlerinin uyumlu alınması cildin kalitesini yükseltiyor. Fakat ürünün mutlaka bir dermatolog kadar önerilmesi gerekir.

Doğru dozun ve doğru ürünün seçimi için bir cildiye uzmanından görüntü alınması ve ürünleri almaya başlamadan önce hekime danışılması gerekiyor.

Meme Kanserinde Trama

Tarama, toplumda sık görülen bir hastalığın basit test veya tetkikler ile herhangi bir şikayet gelişmeden saptanmasına denilir. Meme kanserinde taramanın amacı kanseri erken evrede saptayıp kansere bağlı ölümleri önlemektir. Ayrıca tarama ile meme kanserinin erken evrede saptanmasıyla memenin bütününün alınmasına gerek kalmadan korunması mümkün olmakta ve kemoterapiye ihtiyaç azalmaktadır. Düzenli tarama testleri yaptırmak, meme kanserinin erken teşhisinin en etkili ve güvenilir yoludur.

Meme kanseri için tarama;

  • kendi kendine meme muayenesi,
  • doktor tarafından yapılan klinik meme muayenesi
  • mamografi ile yapılan görüntüleme şeklinde olmaktadır.

Normal Riske Sahip Kişilerde Tarama;

Kendi Kendine Muayene

Yirmi yaşından sonra her kadının yapması önerilir, muayenenin yapılma aralığı ise;

  • adet görüyorsa adetten sonraki 5-7. gün arasında,
  • menapozdan sonra her ayın sabit bir takvim gününde,
  • emziren kadınlarda ayda bir emzirmeyi takiben göğüslerdeki süt boşaldıktan sonra.

Bu muayene yöntemi ayna karşısında, yatarak veya duşta uygulanabilir. Burada amaçlanan, kişinin kendi meme dokusunu daha iyi tanıması ve memelerde oluşabilecek değişiklikleri erken saptayabilmesidir.

 

Gözle inceleme: Ayna karşısında yapılmalıdır. Kollar yukarı kaldırıldıktan sonra, ilk olarak her iki kol başın arkasındayken, ikinci olarak da elleri kalça kemiklerinin üzerine bastırırken; omuzları hafifçe çıkararak öne doğru eğilerek ayrı ayrı önden ve yandan her iki meme ve koltukaltı incelenmelidir. Bu esnada memelerin büyüklüğüne, simetrisine, derinin rengine, şekline, meme başlarına, meme altı bölgelere ve koltukaltına bakılmalıdır. Meme derisinde çekinti, deride portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, memelerden birinde anormal büyüme, meme başlarında çökme ve etrafında soyulma, kabuklanma tarzında lezyonlar olup olmadığına dikkat edilmelidir. Meme başlarında tekrarlayan, inatçı, deri değişiklikleriyle birlikte olan soyulma veya kabuklanma kanserin çok erken habercisi olabilir.

 Elle Muayene: Ayakta ayna karşısında veya yatarak olmak üzere iki türlü yapılabilir. Memenin kendisi, meme başları ve koltukaltları elle muayene edilmelidir.

Ayakta muayenede; Elin üç orta parmağının iç yüzeyi ile, küçük dairesel hareketler çizerek muayeneye başlanmalıdır. Sağ meme için sol, sol meme için sağ el kullanılarak meme üzerine önce hafif sonra biraz daha bastırmak suretiyle yoklayarak muayene edilmelidir.
Aynı hareketler diğer meme için tekrarlamalıdır.

Elle muayenede meme üzerinde üç şekilde uygulanacak hareketler ile yapılabilir; birincisi meme dokusu üzerinde saat ibresi yönünde giderek iç içe geçen dairesel çizgiler, ikincisi eli kaldırmadan parmaklar kaydırılarak birbirine paralel dikey çizgiler çizerek, üçüncüsü de  meme başında sonlanan çizgisel oklar şeklinde  memenin dış kenarından meme başına doğru  yapılabilir.

Yatarak elle muayene; Sırtüstü yatarak yapılır. Muayene edilecek taraftaki omuzaltına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirilerek memenin öne doğru çıkmasına ve böylece daha kolay muayene edilmesine olanak sağlanır. Muayene edilecek memenin bulunduğu taraftaki kol başın üzerine konulur, diğer elin 3 orta parmağının orta iç bölümleriyle dairesel hareketler çizerek muayeneye başlanır. Daha sonra kol yana konarak diğer elle koltukaltı bölgesi muayene edilir. Aynı hareketleri diğer karşı memede tekrarlanmalıdır.

Klinik Meme Muayenesi; Doktor tarafından yapılan meme muayenesidir. Kişinin risk durumuna göre 20-40 yaş arası 1-3 yılda bir, 40 yaşından sonra yılda bir yapılmalıdır.

 

Mamografik Tarama

 

Mamografi Nedir?

Mamografi, düşük dozda x ışını ile çekilen bir meme röntgen filmi olup memede muayene ile saptanamayacak kadar küçük lezyonların erken tespit edilmesi amacı ile çekilir. Bu sayede, meme kanseri elle muayene ile tespit edilebilecek safhadan çok daha önce saptanır ve bundan dolayı da hayat kurtarıcı bir işlemdir. Tarama mamografisi meme kanserini klinik olarak ortaya çıkmadan yani elle muayene ile saptanmadan 1.5 ile 4 yıl kadar öncesine kadar tespit edebilmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalardan derlenen sonuçlara göre düzenli mamografi taraması meme kanserine bağlı ölümleri % 30-40 oranında azaltmaktadır. Herhangi bir yüksek risk faktörüne sahip olmayan kişi için mamografik tarama 40 yaşından sonra yılda bir yapılır, bir üst yaş sınırı yoktur.  Ancak risk faktörleri ve ailedeki meme kanseri öyküsüne göre bu taramaya daha erken de başlanabilir.

 

Yüksek Risk Altındaki Kadınlar İçin Tarama Önerileri Nelerdir?

Normalde bir kadının yaşam boyu meme kanser riski %12’dir. Risk oranının hesaplanmasında çeşitli hesaplama modelleri (gail modeli, claus modeli gibi) kullanılmaktadır. Bu modellerde adet ve menapoz yaşı, aile hikayesi gibi parametreler kullanılır. Eğer risk oranı %20’nin üzerindeyse bu birey yüksek riskli hasta grubuna girmektedir. Bu bireylere 30 yaşından itibaren yıllık mamografi ve arada meme MR taraması önerilmektedir. Bazı yüksek riskli bireyler şunlardır;

  • Bilinen bir BRCA1-2 gen mutasyonuna sahip kişiler ile bunların birinci derece akrabaları,
  • Çocukluk veya gençlik yıllarında tedavi amaçlı gögüs bölgesine radyoterapi almış kişiler,
  • Bazı sendromlara sahip kişiler ile bu sendromlara sahip birinci derece akrabanın olması (Li-Fraumeni sendromu, Cowden sendromu gibi).

Bunların dışında biraz daha düşük risklere sahip bireylerde de mamografi; ultrasonografi veya MR ile birlikte kombine edilebilir. Bu bireyler, diğer memesinde meme kanseri olan veya duktal/lobuler karsinoma insitu, atipik duktal hiperplazi ve atipik lobüler hiperplazi gibi biyopsi tanıları olan kişiler ile mamografik olarak aşırı yoğun meme yapısına sahip kişilerdir.

Ayrca Doç. Dr. Cemal KAYA, meme kanseri evreleri ve meme kanseri tedavisi gibi çok sık sorulan konu başlıklarına da cevap vermektedir.

Mamografi Nasıl Çekilir?

Mamografi çekimi için kullanılan cihaz, bir klinik veya özel olarak dizayn edilmiş mobil tarama aracı içerisinde bulunabilir. Çekim esnasında gögüsler mamografi cihazındaki plakalar arasına yerleştirilerek hafifçe sıkıştırılır ve farklı yönlerden röntgeni çekilir. Gögüslerin sıkıştırılmasındaki amaç dokuların görüntüsünün üst üste binerek yanlış görüntü oluşturmasını engellemektir.

 

Mamografi Zararlı Mı?

Mamografi, x ışınına dayalı bir çekim olması nedeniyle yaydığı radyasyonun zararları konusunda toplumda çok fazla yanlış inanış barındırmaktadır. Bir mamografi çekimi sırasında, göğüsler çok az miktarda radyasyona maruz kalırlar; bu bir kişinin doğal yollarla aldığı radyasyona benzerdir. Başka örnekler vermek gerekirse, her kıtalar arası uçak yolculuğunda veya 5000 km’lik  araba seyahati yaptığımızda da aynı miktarda radyasyona maruz kalıyoruz. Sigara içenlerde yıllık radyasyona maruz kalma miktarı mamografi ile alınan radyasyon miktarının 25 katı kadar daha fazladır. Mamografik taramanın ölümleri azaltmasındaki oranı gözönünde bulundurulduğunda maruz kalınan bu radyasyon dozu gözardı edilecek bir miktardadır.

Mamografi çekimi sırasında gögüslere uygulanan baskının da herhangi bir zararı yoktur. Bu durumun yarattığı ağrı ise bireyin psikolojik olarak kendisini hazırlaması durumunda daha az oranda hissedilecektir. Yine de oluşan ağrının büyük bir kısmı ilk yarım saatte ortadan kalkmaktadır.

Sonuç olarak özellikle mamografik tarama, sağladığı erken teşhis ve buna bağlı sağkalımdaki avantajları nedeniyle günümüzde bütün dünyada kabul edilen etkili ve güvenilir bir tanı yöntemidir.

 

Meme Estetiği Hakkında Bilmedikleriniz

En çok tercih edilen estetik cerrahilerden biriside günümüzde meme estetiği olmuştur. Zaman ve doğuştan olarak istenilen memeyi beğenmeme, doğum, emzirme ve yaşlanma gibi durumlarda ortaya çıkan durumlardan dolayı bazı bozukluklar olabilir. Bu gibi durumlarda istediğinize bağlı olarak sarkmalar, büyüme ve küçük gibi durumlarda cerrahi müdahale gerektirerek istediğiniz şekle çevirebilirsiniz.

Meme estetiği operasyonlarında işlemler tamamen kişisel tercihlere göre belirlenmekte olup kişinin istediği ölçüde yapılmaktadır. Bu sayede kişinin önceden çıkan görüntüsü ve kendini olan özgüven ve psikolojik problemler gidecek olup kendinizi daha güzel ve daha iyi hissedeceksiniz. Operasyonlar alanında uzman plastik cerrahlar tarafından yapılmakta olup bu konuda uzman doktorların yapılması büyük önem taşımaktadır. Ameliyat öncesi ve sonrası için doktorlar tarafından bilenip hem görünüş hem de operasyon tarafından bilgi sahibi olacaksınız.

Operasyonda kişinin tercihine uygun olarak şekil, boyut belirlendikten sonra uygun bir dolgu malzemesi seçilir. Bu dolgu malzemesi meme altında doğal bir görünüm kazanması için alt tarafında kesilerek implant kas altına veya üstüne uygunluk durumuna göre yerleştirebilmektedir. Bu yöntemle yapılan operasyonlar en iyi şekilde görüntü elde etmek için uygulanmaktadır. Ayrıca ameliyat sonrası oluşacak izler ise ilk başta görünmesini de engellemektedir. Bu yöntem daha farklı olarakta koltuk altı veya başka taraftan alınan bir kesi ile yapılmaktadır. Bu yöntemler tamamen sizlerin doktorunuz ile belirlediğiniz yöntemler belirlenmektedir.

Burun estetiğinden sonra en çok tercih edilen operasyonların başında olan meme estetiği bir çok bayan tarafından ikinci bir operasyon olarak yapılmaktadır. Sizlerde görünmek istediğiniz bir şekil için meme estetiği yaptırabilirsiniz.

Kuru saçlar için Argan yağı mucizesi

Saç bakım önerileri içerisinde bahsedilen onlarca doğal yağ var. Muhtemelen siz de saçlarınız için en doğrusunu bulmaya çalışırken, hepimiz gibi bu ihtimaller içerisinde asgari bir kere kayboldunuz. Sahiden Argan yağı, doğaüstü etkileriyle bu kafa karışıklığına net bir şekilde son veriyor.

Fas’ta, insanlar arasında “Altın Akıcı” olarak aşina Argan yağı, Argania Spinosa ağacındaki meyvelerin çekirdeğinden üretilir ve dünyanın en pahalı, en değerli yağlarından biridir. Böylece oysa Faslı kadınlar 3500 yıldır bu olağanüstü yağı ciltleri ve saçları için kullanır.

Güneş, rüzgar, sülfatlı bakım ürünleri, yüksek ısı veya uygulanan işlemler gibi o kadar fazla nedenle kuruyan saçlar sertleşir ve matlaşır. Nemini kaybettiği için elastikiyetini de kaybederek kırılganlaşır. İşte Argan yağı bu noktada devreye girerek, kuruyan saçlara ihtiyacı olan nemi çabucak geri verir ve nemini korumasına muavin olur. Nem doğruca yumuşayan ve güçlenen saçlar, dinç parlaklığına her tarafta kavuşur.

Siz de saçlarınızın sert ve kuru görünümünden şikayetçiyseniz, saç bakım rutinlerinizde Argan yağına yer vermelisiniz. Saçınızdaki etkiyi artmak için ise bu mucizeyi rutininizin her adımına taşımalısınız.  Bu noktada da ufak bir önerimiz var. Sülfatın saçları kuruttuğunu unutmayın. Ne istediğini bilen saçlarınız için Argan yağı taşıyan, ama sülfat içermeyen ürünleri tercih edin.

Saç bakım sırlarında uzman tavsiyesi

Saç boyama sırasında saçın dış koruyucu kısmı açılır ve boya emilir. Eğer bu kısım kapanmadan saçınızı yıkarsanız artı miktarda renk kaybı meydana gelecektir bunu önlemek adına her hâlükarda yıkanması gerekiyorsa renk koruyucu bir şampuanla yıkanmasını tavsiye ediyorum. Saçın dış koruyucu kısmının kapanması için boyadan sonraki ilk 24 saat saçı yıkamamalısınız. Koyu renkli saçlarınız varsa daha açık bir saç rengi için saçlarınızı açtırmanız gerekir yalnız saç boyası saç renginizi olduğundan daha açık yapmaz .Saçlarınızı yağlıyken boyatmak oldukça faydalıdır boyanın saç derinize zarar vermesinin önüne geçmiş olursunuz .Eskimiş, kurumuş ,ihmal edilmiş saçlarda istenen boya verimi ve renkler istenilenden biraz bambaşka olabiliyor bu yüzden saçlarınıza b5 vitamini, keratin, e vitamini kullanabilirsiniz.

Hangi işlemler saçı yıpratır? Bu işlemlerin saçı yıpratmasını önleyecek bir usul var mı?

Sık aralıklarla saç boyası uygulanması ve saç rengini bariz bir şekilde başkalaşmak saça oldukça zarar verir. Siyah bir saçtan sarıya dönüş, sarı bir saçı kızıl renge boyamak gibi bu stil işlemler epeyce aşındırıcı olabiliyor. Bunun yerine saçlarınızı kendi rengine daha yakın renklerde boyamak ve açıcılarla yaptığımız işlemleri de kayıtlı aralıklarla yaptırmak saç sağlınız için daha yararlı olur. Saçlarınıza haftada 1-2 kez bakım maskeleri göstermek, gereksiz düzleştirici, maşa kullanmamak, saçınıza sıkça krepe atmamak, saçı fazla sıkı toplamamak, saçı kuru iken taramamakta saç sağlığınız için epeyce faydalıdır.

Saçlarımızı boyattıktan sonradan nelere uyarı etmeliyiz?

Saç boyası özelliklede saçın rengi açılarak boyanan saçlar daha basit yıpranır. Bu yüzden yıpranan saçlara onarıcı işlemler uygulanmalıdır. Ilk Kez boyalı saçlara uygun bir şampuan seçilmelidir. Onarıcı bakım maskeleri ve serumlar öneriyoruz. Bu bakımlarla saçınızın hem görüntüsü keza de sağlığı açısından olumlu sonuçlar alınır. Boyalı saçlarınızı ısıya aleyhinde koruyucu kremler kullandıktan sonra şekillendirmenizi öğüt ediyoruz.

Yıpranmış bir saçı canlandırmanın bir yolu var mı?

Ilk Olarak eskimiş saçımızın canlanması için birinci yapmamız gereken sülfatsız bir şampuan seçmektir. Sülfat içeren şampuanlarla saçı yıkadıkça saç derisi ve saç telleri daha da kurur .Bunu durdurmak adına bu ilk adım olabilir. Yıpranmış saçlarınıza yapacağınız diğer bir başvuru formu haftada 1-2 defa saç bakım maskesi yerine getirmek. Saç maskeleri saçın ihtiyacı olan nemi ve proteini baştan karşılamalarına katkı sağlayarak daha canlı görünmesine tezgâhtar olur.

Mat Saçları Canlandıracak Bentonit Kili Maskesi Tarifi

Bir tür volkanik kül olan ve toz halinde satın alabileceğiniz bentonit kili, değişik besleyici öğeler ve mineraller içeren kokusuz bir toz. Saç bakımında kullanıldığında saç derisindeki artı kiri ve yağı söküp alarak saçları temizliyor; kuru saç derisi, eskimiş saç telleri, elektriklenme, kepek ve matlaşma gibi o kadar fazla saç problemini ortadan kaldırıyor.

Bentonit kili maskesi malzemeleri

Bentonit kili maskesi malzemeleri

1 kadeh toz bentonit kili, 1 buçuk bardak su, yarım bardak elma sirkesi ve metal olmayan bir kap ile kaşık.

Bentonit kili maskesi nasıl hazırlanır

Bentonit kili maskesi nasıl hazırlanır?

Bentonit kilini vahşi alın. Suyu ekleyin. Metal olmayan bir kaşıkla karıştırarak yumuşak bir macun elde edin. Gerektiğini düşünüyorsanız biraz daha su ekleyin. daha sonra sirkeyi ekleyip dürüstçe karıştırın. Maskeniz kullanıma hazırlanmış!

Bentonit kili maskesi nasıl kullanılır

Bentonit kili maskesi nasıl kullanılır?

Saçlarınızı kibar bir şampuanla yıkayıp kir ve yağdan kurtularak başlayın. Saçlarınız hala nemliyken hazırladığınız maskeyi saçlarınıza kökten uca uygulayın. Saç tellerinizin adamakıllı bentonit kille kaplandığından emin olduktan sonra bir duş maskesi takıp 20 dakikaya dek bekleyin. Maskenin kurumamış olması gerekiyor. Kurursa saçınızdan çıkması zorlaşır. 20 dakikanın sonunda ılık suyla duş alın. Saçınızda kil kalmadığından emin olun. sonra saçlarınızı kendi başına kurumaya bırakın. Bu maskeyi ayda 1 veya 2 kez uygulayın.

Parlak Saçlar İçin Bakım Önerileri

Yaz ve kış mevsimlerinde tırnaklarınızdan tutun saçlarınıza dek tüm vücudunuz hırpalanma evresi geçirmiştir her halde. Yıpranan ve cansız görünüş kazanan saçlarımızın kötü görünmeye devam etmesi de cabası. İşte size parlak saçlar için bakım önerileri.

* Saçlarınıza, banyo yapmadan önce organik zeytinyağı ile masaj yapınız. Ve zeytinyağının saçınızda 1 saat beklemesini sağlayınız. Sonra istediğiniz şampuan kullanabilirsiniz.

* Saçlarınızı besleyen diğer ürünse yumurtadır. Yumurta, zeytinyağı, badem yağı ve lavanta yağından 1 tatlı kaşığı alarak karışımı hazırlayın ve saçınıza sürün. sonradan saç kepiyle kapatarak 1 saat bekleyin ve ara ara masaj yapmayı unutmayın.

* 10 damla Hindistan cevizi yağı, 10 damla zeytinyağı, 10 damla badem yağı ve 10 damla susam yağını cam bir kâsenin içine koyarak karıştırınız. daha sonra parmaklarınızı bu karışıma bandırın ve saç diplerinizden saç uçlarına değin masaj yaparak sürün. Streç folyo ile sarın ve 45 dakika bekletin. sonradan yıkama işlemine geçebilirsiniz.  Parlak saçlara kavuşmanız için bunlar kayda değer detaylardır. Ve haftada en 2 kez bu yağ kısa ve öz saç maskesini uygulayın.

* Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun verdiği ısırgan özlü suyla saçınızı yıkamanız, saçınızın keza uzamasına hem sağlam kalmasına hem de kırıkların oluşmasına engel olması bakımından yarar sağlayacaktır.

Cilt Sağlığını Etkileyen Faktörler Nelerdir

Bu konuya çok dikkat edin. Birazdan sizlere vereceğimiz bilgiler sizlerin yaşamınızı şekillendirecek bilgilerden olup sizlerin çoğunlukla bilmesi gereken hususlardan bir kaçıdır. Özellikle kadınlar… Hangimiz istemeyiz ancak yüzümüzde siyah noktalar olmasın, cildimiz pürüzsüz olsun, herkes yüzümüze baktığında bebek gibi yüzü var desin… Herkesin hayallerinin bir köşesinde mutlaka bu gibi düşünceler mevcuttur. O halde hala neyi bekliyoruz gelin deri sağlını etkileyen faktörleri ortadan kaldıralım ve pürüzsüz bir ciltle yaşamın bütün duygularını dibine değin yaşayalım.

*Ilk Önce yapmanız gereken güneşin zararlı ışınlarından cildinizi korumak olmalıdır. Bu problem yaratacak durumdan keza kendiniz doğal ceset losyonu hazırlayarak keza de güvendiğiniz marka güneş kremlerinden birini cildinize uygulayarak kurtulabilirsiniz. Güneş gözlüğü ve şapka sizi güneşten koruyacak aksesuarlardandır.

*Uykusuzluk, depresif yaşam biçiminiz cildinizde gönder etkisini belirten durumlardandır. Bu gibi durumlar deri sağlığınızı olumlu yönde etkileyecek değildir. Elbet. Kendi cildinizi bile önemsemediğiniz bir hava takınmak, cildinizde kırışıklıklar oluşmasına, sivilcelerin artmasına niçin olur. Hayat çizgilerinizi yok etmek ve açık havada ne yaşadığınızı emin etmemenin yolu defalarca pozitif elde etmek ve her zaman gülmektir. Bırakın kırışıklıklarınız gülmekten oluşsun her şeyin bir çözümü vardır unutmayın.

*Içki tüketimi deri sağlığınızı etkileyen öteki ögelerden biridir. Alkolün içerisindeki maddeler karaciğerinize zarara verdiği için doğal olarak ciltle pozitif korelasyon içerisinde olan karaciğerimizde oluşan sorunlar cildimizde de deliklerin, sivilcelerin, yaraların oluşmasına sebep olacaktır.

Deri sağlığınızı korumak için haftada en düşük 3 kez doğal deri maskeleri kullanmanız, size her yönden iyi gelecektir.